Deprem bölgesinde asbest tehlikesi: 352 bin kişi kanser tehdidi altında
İYİ Parti’nin deprem bölgesinde yaşanan hijyen sorununun araştırılmasına ilişkin önergesinin gündemin önüne çekilerek bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. CHP Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, “Depremde 50 binden fazla yurttaşımız öldü. Eğer tedbir alınmazsa, eğer gözleri kar hırsıyla bürünmüş yandaş müteahhitler uyarılmazsa bu bölgede tamı tamına 352 bin 882 kişi yaklaşık olarak önümüzdeki 5 ve 10 yıl içerisinde kanserden ölecek” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda, İYİ Parti’nin depremde zarar gören illerde yaşanan hijyen sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin gündemin önüne çekilmesine ilişkin grup önerisi, AKP ve MHP milletvekillerinin oyları ile reddedildi. İYİ Parti Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin, Hatay’da hijyen ve haşere sorunun devam ettiğini belirterek, “Hükümetin ilgili bakanlıklarının üzerine düşeni yapmasını Hatay halkı adına rica ediyoruz” dedi.
Çirkin, imam Seyfullah Akyiğit’in depremzedeleri hedef alan sözlerine ilişkin “Adını zikretmekten imtina ettiğim imam en son dedi ki ‘Hatay’daki ölüler, cenaze yıkaması sırasında kokuyordu. Bir tek kişi kokmadı, o da Suriyeli çıktı. Sebebini sordum, çünkü bu Suriyeli çok Müslüman, inançlı bir adammış’. Bu soysuzu buradan lanetliyorum. Diyanet İşleri Başkanı’na buradan sesleniyorum. Daha ne kadar sabredecek ve susacaksınız Sayın Diyanet İşleri Başkanı. Biz Hatay halkı olarak Müslüman değil miyiz? Biz Allah ve peygambere inanmıyor muyuz” diye sordu.
Çirkin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan Hatay’ın Milli Güvenlik Kurulu gündemine alınmasını ve özel statülü il ilan edilmesini istedi. Yeşil Sol Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Zeki İrmez, halen deprem bölgesinde enkaz kaldırma çalışmalarının ilkel şekilde devam ettiğini belirterek, “Ağır hasar alan evlerin yaydığı asbest tehlikesi tüm yakıcılığı ile insan sağlığını tehdit etmeye devam etmekte. Yaşamın temel kaynağı olan suya insanlar halen erişememekte. Deprem bölgelerinde su kuyrukları oluşmakta. Konteyner kentlerde de durumlar hiç iç açıcı değil. Tuvalet ve banyo konteynerlerde de bulunmamakta. Salgın hastalıkların ortaya çıkması ve yayılması beklenmekte. Ayrımcılık olduğu ve iktidarın özellikle deprem bölgeleri arasında seçici davrandığı sıklıkla duyduğumuz ve bizzat gözlemlediğimiz bir durum. Eğitim konusunda da hassasiyet sıfır noktasında” diye konuştu.

Leave a Comment