Ekmek ucuza satılabilir mi?
Akaryakıt, su, elektrik, doğalgaz gibi temel girdilerin üretim, ithalat ve dağıtımı kamu eliyle yapılmadığı, vergi yükü azaltılmadığı sürece ne buğday, ne un, ne de ekmek fiyatlarının ucuz olması mümkün değil. 1980’li yıllarda başlayan ve 2000'li yıllarda doruk noktasına çıkan neoliberal politikalar, çiftçileri piyasanın vahşi koşullarına terk etti; bu süreçten buğday çiftçisi de derinden etkilendi. Uzun yıllardan beri buğday çiftçisinin eline geçen fiyatlar tohumluk, gübre, pestisitler, mazot gibi temel girdi fiyatlarının altında kalıyor.
Tarım girdilerinde ithalata bağımlılık giderek artıyor; günümüzde çiftçilerin en başta gelen sorununu yüksek girdi maliyetleri oluşturuyor. Sulama yatırımlarının yetersiz olması nedeniyle buğday üretiminin yüzde 78’i kuru tarım alanlarında yapılıyor. Sadece doğal yağışlarla üretilen buğdayın verimi düşük olmakta. Son 30 yılda nüfusun yüzde 50’den fazla artmasına karşılık, buğday üretimi yıllık ortalama 20 milyon tonlarda kaldı. 2021 yılında ise yaşanan kuraklığın da etkisiyle 17,7 milyon tonla son 14 yılın en düşük seviyesine indi (Tablo 1).
Son yıllarda gerek ekim alanlarının daralması gerekse üretimin ve kalitenin düşmesi nedeniyle buğday ithalatında hızlı bir artış yaşanıyor. İç piyasada buğday fiyatlarının yükselişini durdurmak için üreticiyi ithalatla terbiye etmeye kalkışmak, çiftçinin buğday ekiminden vazgeçmesine ve piyasanın daha fazla dışa bağımlı hale gelmesine yol açıyor. Pandemi sürecinde iklim değişikliği ve gıda güvencesi endişesi gibi nedenlerle ithalatçı ülkelerin fazla alım yapmaları, ihracatçı ülkelerin ise stoklarını artırmak istemeleri ve ihracat kısıtlamaları nedeniyle talep yönünde sıkıntılar yaşanıyor.

Leave a Comment